
Hayal gücüme hiç sınır koymazdım eskiden. Gerçekleşmeyecek hiçbir şey yoktu benim için. Masallarda okuduğum her şey gerçek olabilirdi, masalların gerçekliğine inanırdım.
Ay Dede yüzünü hiç gizlemeden gösterip, karanlığın etkisini azatlığında ona doğru yönelip arkadaşlarımla hep bir ağızdan; ‘’Ay Dede, Ay Dede şeker at bize’’ diye seslenirdik dakikalarca. Ay Dede hiç şeker atmadı bize, ama ben onun bunu yapabilecek güçte olduğuna inanmaya devam ettim.
Köyde anneannem bir yere çıkacağında tahta merdiven kullanırdı, o merdiven dünyanın en uzun merdivenlerinden biriydi benim için. Zaman zaman gökyüzüne bakıp kaç merdiveni üst üste getirsem bulutlara ulaşabilirim diye düşünürdüm. Gökyüzü ve bulutların ulaşılabilirliği vardı benim için.
Bebeklerimle oynarken özenli davranırdım onlara, birgün dile geleceklerinden öyle emindim işte. Bebeklerin plastik özlü oluşu onlara ruh yüklememe engel değildi.
Kitaplarda okuduğum her şeyin gerçek olduğuna inanırdım, sebepler perdesini tanımazdım hiç.
Zaman geldi geçti, büyüdüm,hem de çok…
Uçaklara biniyorum bulutlar benim altımda kalıyor ben onlardan daha yakın oluyorum gökyüzünün derinliklerine. Ama merdivenleri birleştirerek bulutlara dokunabileceğim hayalini kurmayı beceremiyorum artık. Yeryüzündeyken bulut ve gök ulaşılmaz geliyor, o kadar sınırlandırıyorum ki beynimi sebepler perdesinin varlığından sıyıramıyorum olanları.İmkansızlar ve olmazlar o kadar çok yer kaplamış ki hayatımda, olurlar bile olmaz olmuş benim için.
Ne güzelmiş oysa olmazları olur kılabileceğine inanması insanın. Mucizelerin sırrı meğer bunda gizliymiş, olabilirliğine inanmakta imkansız gördüklerimizin bile.
Hayal sahip olduğumuz en güzel zenginliktir, hayatla en kuvvetli bağımızdır. Bizi umuda sürükleyen gücümüzdür. Öyleyse hayaller kuralım, gerçek olacaklarına inanarak birgün. Unuttuysak eğer hayal kurmayı, çocukluğumuzda okuduğumuz masallara dönelim yüzümüzü. Masal okuyalım yeniden ve sonra kendi masalımızı yazalım en güzel hayallerimizle süslü olan.
Ay Dede yüzünü hiç gizlemeden gösterip, karanlığın etkisini azatlığında ona doğru yönelip arkadaşlarımla hep bir ağızdan; ‘’Ay Dede, Ay Dede şeker at bize’’ diye seslenirdik dakikalarca. Ay Dede hiç şeker atmadı bize, ama ben onun bunu yapabilecek güçte olduğuna inanmaya devam ettim.
Köyde anneannem bir yere çıkacağında tahta merdiven kullanırdı, o merdiven dünyanın en uzun merdivenlerinden biriydi benim için. Zaman zaman gökyüzüne bakıp kaç merdiveni üst üste getirsem bulutlara ulaşabilirim diye düşünürdüm. Gökyüzü ve bulutların ulaşılabilirliği vardı benim için.
Bebeklerimle oynarken özenli davranırdım onlara, birgün dile geleceklerinden öyle emindim işte. Bebeklerin plastik özlü oluşu onlara ruh yüklememe engel değildi.
Kitaplarda okuduğum her şeyin gerçek olduğuna inanırdım, sebepler perdesini tanımazdım hiç.
Zaman geldi geçti, büyüdüm,hem de çok…
Uçaklara biniyorum bulutlar benim altımda kalıyor ben onlardan daha yakın oluyorum gökyüzünün derinliklerine. Ama merdivenleri birleştirerek bulutlara dokunabileceğim hayalini kurmayı beceremiyorum artık. Yeryüzündeyken bulut ve gök ulaşılmaz geliyor, o kadar sınırlandırıyorum ki beynimi sebepler perdesinin varlığından sıyıramıyorum olanları.İmkansızlar ve olmazlar o kadar çok yer kaplamış ki hayatımda, olurlar bile olmaz olmuş benim için.
Ne güzelmiş oysa olmazları olur kılabileceğine inanması insanın. Mucizelerin sırrı meğer bunda gizliymiş, olabilirliğine inanmakta imkansız gördüklerimizin bile.
Hayal sahip olduğumuz en güzel zenginliktir, hayatla en kuvvetli bağımızdır. Bizi umuda sürükleyen gücümüzdür. Öyleyse hayaller kuralım, gerçek olacaklarına inanarak birgün. Unuttuysak eğer hayal kurmayı, çocukluğumuzda okuduğumuz masallara dönelim yüzümüzü. Masal okuyalım yeniden ve sonra kendi masalımızı yazalım en güzel hayallerimizle süslü olan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
yorum yazmadan geçme: